toplu blog ortamı

MERHABA 2014 / OKTAY YILMAZ / DİRENGEN

direngennot: Yarın akşam kafası güzel olan falan olur belki diye “2014 ULUSA SESLENİŞ” yazımı bir gün önce yazıyorum ki okunsun diye. Sabredip sonuna kadar okursanız belki şirinleri bile görürsünüz. Ama o sabrı kendinde görmeyenler için ya da benden çok haz etmeyenler için yazıyla ilgili kısa bilgi vereyim onları da sıkmayayım. Aşağıdaki yazımın özeti: İyi yıllar.

İmza atanlar çıkabilir…

 

 

MERHABA 2014

Neydi Direngen?
Türk Dil Kurumunda inatçı diye tanımlanıyor.

Gezi olaylarında “diren” slogan haline geldi ya hani,
bizim ismimizin gezi olaylarından sonra ortaya çıktığını düşünenler oldu.
Oysa Direngen 03.12.2011 yılında hayata geçirildi.
İsim babamız akademisyen hocamız Hüseyin Şenkayas‘tır.
Bu da onun vaktiyle yazdığı öykü, adı Direngen’dir: …DİRENGEN…
Direngen oradan geliyor yani.

Hee, “Diren Gezi Parkı” sloganlarından sonra pırtlayan bir site olsaydık ne olurdu?
Gurur duyardık orası ayrı.
Neyse…

Slogan babamız da Müslüm Çizmeci‘dir.
Ortalıkta şairim diye gezinen bir çok adamdan daha şairdir.
Hem adamdır hem şair.
Bu da onun yazdığı şiirden bir iki kuple:
“düşleri toplatılmış halklar tanıyorum
göz altları karanlık yokuşlardan tırmanan ses…” diye gidiyor.

Baktım yalnız değiliz, herkes düşlerinin peşinde.
Baktım 3’e 5’e kadar sayabiliyoruz ancak.
Ve 3’e 5’e baktığımız da görülmemiştir.
Baktım baya baya da halka benziyoruz.
Düşleri toplatılmış üç beş kişi olsun dedim sloganımız.
Olur mu dedim Müslüm’e, olur dedi, çıktık yola…

Direngen’e yazdıklarınızı yolluyorsunuz, ben de yayımlıyorum.
Tür farkı gözetmeksizin “eser” diyelim biz onlara topluca.

Kötü eserler yayımlıyor muyuz?
Evet çoğu berbat şeyler yayımlıyoruz.

İyi eserler yayımlıyor muyuz?
Evet iyi şeyler de geliyor. Ebesini bile belliyorsunuz çoğu zaman. Sizi gidi siziler…

Çok iyi yazdım ama aralarda kaynıyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
3-5 kişi muhakkak okuyordur, beklentiyi bilerek düşük tuttuk.
Arada Müslüm de okuyordur, buçuk da ona desek, etti 1,5 kişi.
Ya da Müslüm’ü boşverin.
En azından ben hepsini okuyorum, 1 kişi garantiniz var yani.

(yazının en sonunda, bu zamana kadar ki ziyaretçi sayılarımızı vereceğim.
-Laf aramızda öyle üç beş kişi falan da değiliz hani-)

Kimler Direngen’e yazı yolluyor?
Ben çoğunu tanıyorum. Yeni tanıştıklarımız da oluyor.
Dergilerde düzenli yazanlar, yayıncılar, editörler, şairler, gençler, kendini genç hissedenler, hiçler, şeyler…

Tanışık olmadıklarımızdan ilk eserini yayımlarken kısa özgeçmişlerini istedik.
Buna göre yazan, yazar kadrosu olarak ayırdık.
Bu durumdan çok memnun olmayanlar oldu.
Biraz olsun bu işi iş edinenlere saygımız olsun dedik.
Sizi üzdüysek bu sefer de böyle üzülüverin, her gün nelere üzülüyorsunuz, bir şey olmaz.
Bu yazan/yazar sistemimizi daha önce izah etmiştik tekrar uzatmayayım lafı.
Neydi bu yahu diyorsanız isterseniz şuradan okursunuz, bence gerek yok ya neyse: Yazar mısın?
Valla bizim aklımıza bu geldi, daha iyi bir fikriniz varsa söyleyin.
Ya da karışmayın bir şeyler yapmaya debeleniyoruz işte.

İyi eser kendini öne çıkartıyor zaten.
O yüzden aslında bu yazar/yazan kadrosu hikayedir hikaye.
Her şeye rağmen buna takılanınız varsa söylesin hemen yerini değiştiririz.
Zımba gibi eserler kendini nerede olursa olsun gösteriyor zaten.
Yazınız yazınız yazınız. Okumadan yazmayınız.

Bir de gözünüzü seveyim şu imla kurallarına dikkat edin.
Virgülden, noktadan sonra bir boşluk koyun ama öncesinde koymayın.
Her kelimenin baş harfini büyük yazıp yollamayın. Gibi gibi…

Sosyal ağlarımızdaki sayımızı arttırın ki daha çok kişiye ulaşsın yolladıklarınız.
Yazdıklarınızı facebukta ve tivitırda ve uludağ sözlükte tek tek paylaşıyorum.
Facebuk sayfamızın sayısını arttırmamıza yardımcı olun ama nasıl?
Facebuk sayfamıza girip arkadaşlarınızı davet et kısmından davet edin: diren facebuk
Ya da profilinizde “heyooo bunu beğenin” falan diyin işte siz halledersiniz.
Her şeyi bize söyletmeyin elinizi taşın altına koyuverin bir zahmet.
Tivitır sayfamız için de aynı şey geçerli çoğaltın sayımızı işte: diren twittır

Facebuktaki grubumuzda 1000’li rakamları görmekteyiz.
Orada durumlar fena değil ama oraya da davet edin listenizi: diren facebuk grup
Uludağ sözlükte de çoğu yazınızı yayımlıyorum ancak oranın formatına göre aslında böyle bir şey yasak.
Arada bu yüzden ceza veriyorlar. Neyse ki vız gelir tırıs gider.
Hiç olmadı gittiği yere kadar gider: diren uludağsözlük

Bloğunuzda, facebukta, tivitırda not kısımlarında bizimle ilgili direngen.net ismini de geçiren yazılar yazıp paylaşın, google amca başkalarının bizim hakkımızda yazdığı yazılardan ötürü bizi daha çok güvenilir buluyor ve Direngen’de yayımladığımız eserler google amca tarafından güncelleniyor.

Referans sistemini yazarlıkta niye koyduk?
Az ama öz çoğalalım diye.
Her biriniz bir referanssınız.
Sıkı yazarlar yönlendirin, baktınız kuru sıkı yazarsa lafı dolandırın koşarak uzaklaşın oradan.
Kuru sıkı olanlar için el altından bizi bilgilendirin.
CV’sini yollasın, “biz sizi ararız” diyip sepetleriz.
Mail adresimizi biliyorsunuz onu da yazmayım artık zaten uzattım lafı.

Tamam toparlıyorum…

Genelde edebiyat ağırlıkla bir siteyiz ama farklı konularda gelen eserlere de duyarsız kalmıyoruz.
Güncel konularda, haberlerde daha çok yazı bekliyoruz.

Fanzinler!
Yayımladığınız sayılarınızın isterseniz en ücra köşelerinde de olsa bizim bir logomuzu, adımızı, bir şeyimizi bir kenarınıza, sayfanıza koyun, adımızı geçirin.
(Bunu dergilerden istemiyoruz onlar artist oluyor koymazlar falan, biz de sinirleniriz sonra, sinirlenince çok tehlikeli oluyoruz, güçlü kaslı kollarımız var demedi demeyin ama çok istiyorlarsa onlar da bir yerlerine koyabilirler bizi hayır demeyiz.)
Hee bizi bir yerinize koyup yayımlarsanız haber verin sevinelim.
Fanzinler birlikte yürüyelim, yollayın içeriklerinizi, yollayın tanıtım yazılarınızı yayımlayalım.
Fanzinleri seviyoruz, bu vesileyle burdan onlara da el sallamış olayım.

Yolladıklarınızı en uygun anımda yayımlıyorum.
Baktınız yolluyorsunuz yolluyorsunuz benden ses yok.
Umudu kesmeyin yollamaya devam edin mutlaka size geri dönerim.
Sıkı eserler yollayın, adamı hasta etmeyin. Kodu mu oturtsun yani öyle işte.

Bir de yayımlananlara yorum yapın sohbet muhabbet olsun kaynaşın, eleştirin.
Siz daha keyifli yorum yapın diye yorum yazma yerini geçenlerde yeniledim daha yakışıklı oldu kanımca.
Siteyle ilgili yenilikleri takip ediyorum, elimden geldiğince yenilikleri uyguluyorum.

Direngen.net 2013’teki son 6 aylık ziyaretçi sayılarımızın olduğu tabloyu ekliyorum.
(tepesinde 20 aylık yazdığına bakmayın, her ne kadar 2011’de kurulsak da “.Net” uzantısıyla 6 aydır varız.)

Direngen.Net 2013 Son 6 Aydaki Ziyaretçi Sayısı

Direngen.Net 2013 Son 6 Aydaki Ziyaretçi Sayısı

Şimdilik aklıma gelenler bunlar.

Her şey bir yana Direngen samimidir, kuşkunuz olmasın.
Hiçbir ticari kaygısı yoktur.
Birbirine peşkeş çekilen dünyalardan, kişilerden uzaktır.
Samimiyetine inanan insanlarla el ele, kol kola yoluna devam etmektedir.
Eyvallahı hiç yoktur.
Eyvallahı olmayan yazarlık sitesidir Direngen.net, o kadar net.
Bir de biraz “toplu blog ortamı” gibi bir haldeyiz, iyidir iyi.

Tüm Direngen ailesine; yazan, yazar, okuyan, geçerken uğrayan, birine bakıp çıkacaktım diyen, bizi takan takmayan, ciddiye alan almayan herkese, 2014 selam olsun, kutlu olsun, mutlu olsun, huzurlu olsun, sağlıklı olsun.

Bir de süslü püslü laf ekleyim yazımın sonuna:
“Gölge etme başka ihsan istemem.” Diyojen

Ohh miss oldu miss…

Yazı bitti. Gözümüz aydın. Buraya kadar sabredip beni okuduğun için eyvallah.

MERHABA 2014 HOŞ GELDİN, ÇEK BİR SANDALYE GEÇ OTUR!

OKTAY YILMAZ

 

ikibinondortkutlama

 

MERHABA

Merhaba, güneşli günler görmek, beyaz türküler söylemek için savaşanlar merhaba.
Merhaba, aydınlık ve güzel bir Türkiye yaratmak isteyenler merhaba.
Merhaba, kuşlar, kelebekler merhaba.
Merhaba, güller, karanfiller merhaba.
Merhaba, analarımız, bacılarımız, kadınlarımız merhaba.
Merhaba, çocuğumuz, gencimiz, erkeğimiz merhaba.
Merhaba, “Güneş dağların ardında doğmadı” diye haykıranlar merhaba.
Merhaba, Türkiye’nin bağımsızlık ve kurtuluş mücadelesi yolunda şehit düşenler merhaba.
Merhaba, bir dost şarkısı söyler gibi merhaba.
Merhaba, bir daha merhaba, bir daha, yarın için bir daha, yüreğimizden ve kanımızdan kopup gelen merhaba.
Merhaba, işte güneş Türkiye’nin üstünde doğdu doğacak, bulutlar ne kadar gizlerse gizlesin onu, O doğacak diye umutlarını yitirmeyenler merhaba.
Merhaba, merhaba, hepinize yürekten merhaba.

YORUM YAZ


1 Ocak 2014 Çarşamba, 17:00
Umit Er

Merhabalar efendim… Size de iyi yıllar :)

1 Ocak 2014 Çarşamba, 20:40
Hüseyin Şenkayas

Yazdıklarımıza isim babası oluyoruz hepimiz, ama yazmaya hevesli gençlerin bir arada ürünlerini topladığımız böyle bir siteye isim babası olmak da gurur verici imiş. Sağolasın Oktay, "çok zor olur" diye düşündüğüm bir olayı bu günlere bu hallere getirdin, ellerine kalemine sağlık… Yazanlara da yazarlara da mutlu bereketli yıllar…

2 Ocak 2014 Perşembe, 15:27
direngenyorum

Ben teşekkür ederim hep beraber yazınca okuyunca daha güzel oluyor şimdilik iyi gidiyoruz bence.

Bu yazar yazan düzenlememiz rahatsızlık vermeye devam ediyor, yani aslında amaç burada insanları ayrıştırmak değil de biraz saygıyı eşit dağıtmaya çalışmaktı ama çok anlaşılamadı sanırım. Aklıma başka bir alternatif gelmiyor ya böyle devam edeceğiz ya da herkesi aynı lüstede toplayacağız. Önerileri olan varsa söylesin lütfen.